13 Ağustos 2012 Pazartesi

Aile

Bazen beni üzen insanların, aynı zamanda benim üzdüğüm insanların, en sevdiklerim olduğunu düşünüyorum. Galiba öyle de. İnsanın nazı sevdiğine geçermiş ya o hesaba çıkıyor işte. En çok onları koruruz en çok onları düşünürüz, başkalarından kıskanırız, biz sövebildiğimiz kadar söveriz ama başkası asla bir şey diyemez onlara. Onlar kıymetlimizdir çünkü. Onlara bi şey olsa bizim canımız daha fazla acır. Beni en iyi onlar tanır, en çok onlar sever.  Onlara kızmamız da yine onları korumak istediğimiz için ve yine onların iyiliği için. Herkes gelip geçse de beni hatırlayacak olan yine ailem. Ben ailemi çok seviyorum.  Anne kuzusu değilim ama anneme çoook çoook derinden duyduğum bir sevgi var. Hadi annem beni seviyor, onda annelik içgüdüsü var ama ben niye onu seviyorum ki? İnsan gerçekten sevdiği kadar sevilir mi? Kalp kalbe karşı mı gerçekten? Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?








6 Temmuz 2012 Cuma

Noluyo lan?

Bazen zaman hiç geçmek bilmezken, nasıl sabah olmuş anlayamıyorum. Kapıyı çalıp beklerken 2 dk geçmek bilmezken, nasıl oluyor da birden geçiveriyor koskoca ömür?  Annem, babam, teyzelerim, dayılarım... herkes yaşlanıyor yavaş yavaş. Annem bacaklarının ağrısından şikayet etmeye başladı. Klasik yaşlılık hastalığı romatizma. Babam yaşlandık artık deyiveriyor. Yakında "ben gençken..." diye cümleler kurmaya da başlar. Ne diycem bilemiyorum ki, babacım sen çok yakışıklısın diyorum. Ama gerçekten de öyle. :)  Ben kendimi daha dün sokakta deli gibi koşturup canım çıkana kadar oyun oynarken hatırlıyorum, bugün her yerde erkeklerin kötü bakışlarına maruz kalan bir kız oldum. Benim için mutluluk kapının önündeki toprakla pasta yapmaktı, şimdi çikolatalı kekte bile erimiş çikolatanın hüznünü görüyorum. Bu melankolik ruh halimi son zamanlarda dinlediğim şarkılara bağlıyorum .Bir gülüşü görmek için yaşıyorum, bir nefesi duymak için, bir tende hissetmek için sevgiyi... Beklemenin verdiği acizlik var üzerimde. Kafam hep karmakarışık. Başka şeyler dinlemem gerek.



28 Mayıs 2012 Pazartesi

Mal Burcu

Son yazılılarım bitmek üzere; ama yazılılar bitse de önümde YGS-LYS  gibi can çıkartıcı tırnak yediren beni stresten boğan sınavlar var. Herkes bir şeyler diyor, bana ilginç tavsiyelerde bulunuyorlar. Birisi şu dersleri hallet yaz tatilinde derken öteki tam tersini bir başkası yaz tatilinde çalışma sınavın sonuna doğru sıkılır bırakırsın diyor.  Ama ben de bunca yıldır yaptığım şeyleri değiştiremem ya bir yaz tatilinde, bu demek oluyor ki ben yine bildiğim gibi (ne bildiğimi bilmiyorum) yapacağım. Anlaşıldığı gibi ne yapcağımı bilmiyorum ve kafam çok karışık, karmakarışıktandahakarışık. Çok mu önemsiyorum sınavı? Evet. Öyleyse şu anda neden boş vakit geçiriyorum? Bilmiyorum. Bunu düşünebiliyorsam gidip ders çalışmam lazım. Evet ama ne çalışcam bilmiyorum. En iyisi bu haftaki yazılılar da bitsin de okuldaki YGS kursuyla birlikte ben de yavaştan başlayım. İşte böyle mal düşünceler içindeyim. Ben zaten ilkokulda çok maldım, bir kere deneme sınavına girdim onda da 99. oldum, zaten kaç kişiysek :)) Eve her gün bu kız derste ayakta geziyor, camdan bakıyor diye şikayet gidermiş. Sonra kendimi birden SBS serüveninin içinde buldum iyi kötü bir puan alıp eski vurdumduymaz hayatıma döndüm. Hayatım boyunca çok kişiden duydum, hayatı dalgaya alan vurdumduymaz biriyim, evet. Çok denedim ciddi görünmeyi ama yüzümdeki aptal gülümsemeyi atamadım bir türlü. Aslında böyle görünsem de üstümde hep bi baskı vardı, ailemden değilde kendi vicdanımdan. Bir şeyi hem kendine dert edinip, onu düşünüp hem de o şeye karşı bu kadar ilgisiz olmayı nasıl beceriyorum? 






2 Mayıs 2012 Çarşamba

Pis Burcu



Her zaman titiz olduğumu düşündüm, dersanede sıramı silip otururum mesela çok karalıyorlar ellerim kapkara oluyor morardı felan sanıyorum.Ama bugün annemin kitaplarımı ciflemesiyle çok pis biri olduğumu anladım.Kadın 3 kova suyla bütün kitaplarımın dışını silmiş yaa! Hem de cifle silmiş. Kitaplık farkedilir şekilde 3 ton renk atmış. Annem evin duvarlarını fırçayla köpükleyip hortumla yıkamasından sonra ikinci büyük skandalını gerçekleştirdi. Bu arada titiz olduğumu düşünürken sadece temizlik anlamında söyledim çünkü dağınıklık bana göre bir şey.Bu biraz da benim unutkanlığımdan kaynaklanıyor. Elime bir bardakçay alsam 2 dk sonra unuturum onu bir yere koyduğumu bazen gidip yenisini koyabilirim. Sonra çamaşır makinesinin üstünden, çalışma masamdan bu bardakları annem toplar ben de dağınık olurum :) Telefonumun düzenli kaybolma periyotları vardır. Şarj etmeyi unutttuğum için çaldırarak da bulamam çoğu zaman. Daha dün buldum telefonumu, halbuki 3 gün önce giydiğim montun cebindeymiş. En kötüsü de ütü masasının üstünde, ütünün yanında unutmamdı. Yanık kokusu alana dek anlamadık. Bu dalgınlıktan kurtulmak için bundan sonra iğrenç kokan B12 haplarını düzenli içmem gerek. Bu hapları içmem gerektiğini hatırlatan biri olsa keşke!


Zavallı Psikolojim

Bugün bazı insanların gerçekten komplekslerinin olduğunu ya da o insanların hiç kimseyi sevmediğini ya da aşırı hassas olduklarını düşünüyorum. Durdukları yerden huzursuzluk vermek gibi amaçları olduğunu takıntıları olduğunu düşünüyorum. Ve ben huzursuz ortamları asla sevmiyorum, içime sıkıntılar giriyor; sanki annesi ve babası kavga eden küçük çocuklar gibi üzüntü duyuyorum, psikolojim bozuluyor.